Bediüzzaman'ın Kastamonu'daki sürgün dönemi...
Hapishanelerde ve sürgünde de zor şartlara rağmen çalışmalarını ve tebliği sürdürmesi
Bediüzzaman kaldığı hapishanelerde çok zor şartlar altında tutulmuş, en hasta ve en zor günlerinde bile yakacak hiçbir şeyin olmadığı soğuk ortamlarda bırakılmıştır. Gerek sürgünde iken gerekse hapishanede iken yirmi üç defa zehirlenmeye çalışılmış, tüm bunlar bedeninde ağır tahribat oluşturmuştur. Azılı katil ve suçluların arasında tutulmuş, talebeleriyle görüşmesi yasaklanarak tüm dava arkadaşlarından tecrit edilmiştir. Ancak o böylesine zor şartlar altında dahi kendi sorunları yerine, çevresindeki insanların dünya ve ahiret mutluluklarını, refahlarını düşünmüştür. Çevresindeki insanları imana davet etmeye, onlara Kuran ahlakını sevdirmek için çaba harcamaya devam etmiştir.
Kastamonu'daki sürgün dönemi
Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya gönderilen Bediüzzaman sürgünün ilk bir ayında polis karakolunun üst katında oturmak zorunda bırakılmış, daha sonra ise yine karakolun tam karşısında ve birkaç metre uzaklıkta bulunan bir eve yerleştirilmiştir. Evinin karakola bakan pencerelerini perdeyle kapatmasına dahi müsaade edilmeyen, tümüyle hukuk dışı ağır baskılar altında kalan Said Nursi, burada da Risale-i Nurlar'ın telifine ara vermemiştir.
Kastamonu'da da Bediüzzaman'ın etrafını yeni talebeleri almaya başlamıştır. Ancak, kendisini ziyarete gelenler karakola çekilip sorgulanmış, görüşmeleri engellenmiş, zulüm ve eziyete tabi tutulmuşlardır. Bütün bunlara rağmen insanlar Risaleleri okumaya yazmaya devam etmiş, iman hakikatlerini başkalarına da anlatmayı sürdürmüşlerdir.
Yoksulluk ölçüsünde yaşadı
Daima iki öğün yemek yer; biri kuşluk vakti diğeri ikindiden sonra. Asla kızartmaya iltifat etmez. Çiçekler içinde ise fesleğenin ayrı yeri vardır. Yoksulluk ölçüsünde bir hayat sürer. Nitekim Barlalı talebesinin hanımı Memnune Kervancı, zaman zaman çorap ve elbiselereni yamaladığını aktarır. Yani sadece elbiselerini değil, çoraplarını yamalı giymek zorunda kalırdı. (Son Şahitler, 4. cilt, s. 292, Yusuf Kervancı)
Hayvanlara şefkatliydi
İnsanların yanı sıra hayvanlara bile son derece şefkatlice yaklaşır. Sineklere duyduğu şefkati yine yanındaki talebeleri yıllar sonra şöyle anlatacaktır: Üstad hayvanlara karşı da çok şefkatliydi. Sinekleri biz dışarıya kovmaya çalışırken, soğuk diye buna razı olmuyordu. ;Bunların zaten ömrü az kaldı, yarın bunlar ölecekler. Bunlar benim gece arkadaşlarımdır. diyordu. İlaçların sıkılmasını da hiç istemiyordu. (Son Şahitler, 1. cilt, s. 380, Yüzbaşı Refet Barutçu
Said Nursi;den geriye miras olarak bir çift lastik ayakkabı, bir sepet, dört adet sefer tası, bir adet tencere, bir küçük çaydanlık, iki bardak, bir çarşaf, bir gömlek, üç mendil, bir havlu, pamuktan bir hırka, eski bir gömlek, eski bir havlu, eski bir mendil, bir bohça, kırık bir gözlük, bir dua kitabı, iki kalem, eski bir takvim, on beş lira bozuk para kalmıştır.
http://www.bediuzzamanhazretleri.com.tr.tc
14/6/2007 | Kategori: Bediuzzaman | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı





